Our social:

9 Nisan 2015 Perşembe

Doğal Afetler ve Türkiye İçin Riskler

Doğal olayların afete dönüşmesinde ülkemizin jeolo­jik, jeomorfolojik ve meteorolojik özelliklerinin yanında beşerî faaliyetlerin de etkisi vardır. Bunların başlıcaları; göç alan yerleşmelerin plansız kentleşmesi, tarıma el­verişli düzlüklerin yerleşmeye ve sanayileşmeye açıl­ması ve ekolojik dengenin bozulmasıdır.
Deprem Ülkesi Türkiye
Türkiye, Dünyanın en önemli deprem kuşaklarından biri olan Alp - Himalaya kuşağıüzerinde yer almakta­dır. Bu nedenle Anadolu'da geçmişte çok şiddetli ve yıkıcı depremler yaşanmış, bugünde yaşanmaktadır. Türkiye; Avrasya, Afrika ve Arap levhaları arasında yer almaktadır. Arap Levhası kuzey yönünde yılda yakla­şık 23 mm hızla ilerleyerek Anadolu Levhası'nı sıkıştır­maktadır. Bu hareket sonucunda da Kuzey Anadolu Fay Kuşağı ve Doğu Anadolu Fay Kuşağı gibi yer ka­buğu kırıkları oluşmuş ya da var olan kırıklar harekete geçerek depremleri oluşturmuş ve oluşturmaya de­vam etmektedir. Türkiye'de deprem olasılığı yüksek olan üç fay kuşağı bulunmaktadır.

Kuzey Anadolu Fay Kuşağı
Ülkemizdeki depremlerin en yıkıcı olanları bu kuşak üzerinde meydana gelmektedir. Kuzey Anadolu Fay Kuşağı, tek bir faydan oluşmayıp doğu - batı uzantılı, birbirine az çok paralel birçok faydan oluşur. Bingöl Karlıova'dan başlayarak Kuzey Anadolu'yu batı yö­nünde kat edip Bolu'dan itibaren farklı kollara ayrılarak Kuzey Ege'ye kadar devam eder.
Batı Anadolu Fay Kuşağı
Batı Anadolu'nun jeomorfolojisini yansıtan horst - gra-ben sistemi kabaca doğu batı uzantılıdır. Günümüzde aktif olan faylar, Batı Anadolu'daki depremlerin mey­dana gelmesine neden olmaktadır.
Doğu Anadolu Fay Kuşağı
Doğu Andolu Fay Kuşağı'nın Anadolu'daki uzunluğu yaklaşık 400 km kadardır. Doğu Afrika'dan başlayan bu kuşak ülkemizde Antakya, Kahramanmaraş, Adıya­man, Malatya, Elazığ, Bingöl, Varto, Karlıova gü­zergâhını takip ederek Kuzey Anadolu Fay kuşağı ile birleşir. Doğu Anadolu Fay Kuşağı da birbirine az çok paralel birçok faydan meydana gelmiştir.
Sel - Taşkın
Ülkemizde depremlerden sonra en büyük ekonomik kayıplara neden doğal afetler, sel ve taşkınlardır. Sel ve taşkınların sıklık ve şiddetinde arazinin hatalı kulla­nımının payı büyüktür. Özellikle akarsu yataklarının su akışınıönleyecek şekilde kullanılması büyük tehlike oluşturmaktadır. Sel ve taşkın riski olan yerlerin yerle­şime açılması, yerleşim birimlerindeki kuru dere yatak­larının doldurularak yol hâline getirilmesi, akarsu ya­taklarına çöp, moloz dökülmesi ile akarsu ve dere ya­taklarının daraltılması, sel ve taşkınların felaketlerinde öne çıkan nedenlerdir. Ayrıca orman ve meraların tah­rip edilmesi ve akarsu havzalarına kurulan sanayi tesisleri ile arazinin yapısı değiştirilmektedir. Böylece hidrolojik denge bozularak sel ve taşkın afetleri yaşan­maktadır. Örneğin, Karadeniz'e dökülen Bartın, Balyos çayları, Değirmendere, Fırtına Deresi, İyidere ve So­laklı dereleri sel ve taşkınlara neden olabilecek coğra­fi koşullara sahiptir. Bu akarsularda meydana gelen sel ve taşkınlar her geçen yıl daha ciddi boyutlarda afetlere neden olmaktadır.
KÜTLE HAREKETLERİ
Kütle hareketleri, meydana gelişşekli ve hızının farklı­lıklar göstermesi nedeniyle heyelan, kaya düşmesi, kayma, akma ve sürünme gibi isimler almaktadır Kütle hareketlerinin meydana gelmesinde; yamaçlar­da yapılan kazılar, yer altı ve yer üstü sularının etkileri, klimatolojik etkiler, bitki örtüsünün tahrip edilmesi gibi faktörler rol oynamaktadır. Ülkemizde heyelanlar en fazla ilkbahar mevsiminde karların erimesine bağlı ola­rak meydana gelmektedir. Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu heyalanların en sık görüldüğü bölgelerdir. En çok kaya düşmesi olayına ise iç Anadolu'nun kenar yörelerinde özellikle Nevşehir ve Kayseri dolaylarında rastlanmaktadır.
Orman Yangınları
Türkiye konumu ve iklim özellikleri nedeniyle orman yangınlarının çok kolay yaşanabileceği bir ülkedir. Ay­nı zamanda şiddetli yaz kuraklığının yaşandığı, Akde­niz iklim kuşağında bulunmaktadır. Ülkemizde orman yangınlarına neden olan başlıca faktörler şunlardır:
       Piknik alanlarındaki ihmal ve dikkatsizlikler,
       Enerji nakil hatlarının yaygınlaşmasına bağlı olarak ortaya çıkan kazalar,
       İklimde meydana gelen değişimler sonucu yaz dö­neminde yaşanan yüksek sıcaklıklar, şiddetli rüz­gârlar ve yıldırımlar,
       Tarla ve yerleşim yeri açma amacıyla kasıtlıçıkarı­lan yangınlardır.
Türkiye'de meydana gelen orman yangınları incelen­diğinde, bunların yaklaşık 1/3'ünün nedeni ve faili bu­lunamamaktadır. Ülkemizde en fazla orman yangınla­rı, Kahramanmaraş'tan başlayıp Akdeniz ve Ege'yi ta­kiben İstanbul'a kadar olan 1700 km'lik sahil şeridin­den 160 km içerilere kadar uzanan bölüm içinde mey­dana gelmektedir.
Çığ

Türkiye, ortalama yükseltisi 1132 metre olan ve yüz öçümünün yaklaşık 1/3'ünü dağlık alanların oluşturdu­ğu bir ülkedir. Türkiye'nin özellikle doğu, kuzeydoğu ve güneydoğu kesimlerinde çığ oluşumuna uygun yer şekilleri ve iklim koşulları mevcuttur. Ülkemizde 1958 yılından bu yana 448 adet çığ afeti kayıtlara geçmiştir. Bu süre içinde en büyük çığ afeti 1991 ile 1992 yılları­nın kış mevsiminde meydana gelmiş bu afetlerde 328 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.

0 yorum:

Yorum Gönder