Our social:

9 Nisan 2015 Perşembe

Kültür Bölgelerinin Oluşumu ve Türk Kültürü


I.  DÜNYA KÜLTÜRÜNDE TÜRK İZLERİ
Kültür, insanların ortak yaşam tarzıdır. Bu yaşam tarzı­nın oluşturan çeşitli unsurlar vardır. Bu unsurlar maddi ve manevi unsurlar olarak iki başlıkta toplanabilir.
Kültürü oluşturan maddi unsurlar; coğrafi konum, simgeler, doğal ortam özellikleri, iklim özellikleri, su özellikleri, arazi yapısı ve toprak özellikleridir.
Kültürü oluşturan manevi unsurlar; dil, din ve inanç­lar, ahlak kuralları, örf ve adetler, komşu kültürler, Dün­ya görüşü, yasalar ve hukuk kurallarıdır.
Kültürün doğduğu yer o kültürün kültür ocağı olarak ifade edilir. Bir kültürü oluşturan unsurlar bu ocaktan çıkar ve yayılır.Kültürün çeşitli özellikleri vardır. Bunlar; öğrenilebilir olması, toplumsal olması, aktarılabilir olması, değişe­bilir olması, sürekli olması, bütünleştirici olması, ihti­yaçları giderici olması ve belli kurallarının olması gibi özelliklerdir.Kültür, insanlar arası etkileşimden doğar ve gelişir. Ay­nı kültür içindeki fertler kültürlerini öğrenerek gelecek nesillere aktarır. Mevcut kültüre bazı unsurlar eklendi­ği gibi bazı unsurlar da çıkarılır. Toplumsal şartlar ve ih­tiyaçlar değiştikçe kültür, yeni ihtiyaçlar ve sorunlar karşısında insanların geliştirdikleri yeni fikirler ve icat­larla değişime uğrar.
Kültürün insanlar arasındaki aktarılma şekli sözlü ya da yazılı olarak dille olur. Kültürü oluşturan unsurların arasında belli bir uyum vardır. Bu unsurların belli bir sistemi oluşturması, kültürün bütünleştirici özelliğinin oluşmasına yol açar.
Kültürün belli kuralları vardır. Aynı kültür içinde yaşa­yan insanların yaşamlarını belirleyen yazılı ya da yazılı olmayan kurallar kültürün devamlılığı açısından önem­lidir. Bu kurallar yaşatıldığı sürece kültür, gelecek ne­sillere aktarılır.Kültürün oluşturan unsurları coğrafi yaklaşımlarla inceleyen bilime kültürel coğrafya denir.
II.TURKKULTURU
Türk kültürünün ocağı yani ilk ortaya çıktığı bölge Or­ta Asya'dır. Bu bölge tarih kitaplarında belirtildiği gibi Türkler'in anayurdudur. Bu bölge; kuzeyde Sibirya, güneyde Himalayalar, doğuda Kingan Dağları ve batı­da Hazar Denizi ile çevrelenen geniş bir bölgedir.
Bu bölgede geçimlerini tarım ve hayvancılıkla sürdü­ren Türkler, iklim koşullarında meydana gelen şiddetli kuraklık, toprakların verimsizleşmesi ve toprakların ar­tan nüfusa yetmemesi gibi nedenlerle çeşitli bölgelere göç etmişlerdir. Bu göçler sonucunda Türk boylarının önemli bir bölümü Anadolu'ya gelmiş ve yeni kültürle­re komşu olmuşlardır. Bu kültürler; islâm kültürü, Yu­nan kültürü ve İran - Pers kültürüdür. Bu kültürlerle yüzyıllardır komşu oldukları hâlde Türk kültürü günü­müze kadar sağlam bir şekilde gelmiştir.
Türkler, tarih boyunca asla esaret altında yaşamayı ka­bul etmemiş ve 16 bağımsız devlet kurmuş bir millettir. Tarih boyunca mertlikleri vedürüstlükleri ile tanınmış­lar, zulüm ve adaletsizlikten uzak karakterleriyle düş­manlarının bile takdirlerini toplamışlardır. Türkler'in İslâmiyet ile şekillenen karakterinin en dikkat çeken özelliği, haksızlığa ve zulme karşı olan tepkisidir. Türk halkı, tarih boyunca birçok imparatorluklar ve süper devletler kurmuş, üç kıtaya nizam vermiştir. Adalet ve hoşgörü prensipleri üzerine kurulu Türk devlet anlayı­şı, özgürlüğün, barışın ve huzurun güvencesi olmuş­tur.
Tarih sahnesinde müslüman Türkler hemen her dö­nemde, yönetici vasıflarıyla boy göstermişler, adaletli ve merhametli yönetimleriyle örnek teşkil etmişlerdir. Türk milleti, tarihin hiç bir döneminde zalime destek vermemiş ve her zaman ezilenin, mazlumun yanında yer almıştır. Türkler, yeryüzüne hakim oldukları her dönemde, Dünya'ya nizam vermişlerdir. Farklı kültür­lere ve inançlara sahip, farklı dilleri konuşan birçok milleti aynı bayrak altında ve büyük bir hoşgörüçerçe­vesinde sevgi ve saygı hudutları içinde yaşatabilmişlerdir.Unlü düşünür ve yazar Voltaire (1694-1778) Türkler, Müslümanlar ve Ötekiler adlı eserinde bu gerçeğe şöyle dikkat çekmiştir: "Türklerin sanatı kumandanlık­tır. Otuz milleti bayrağı altında toplayan bir devlet kur­mayı başarmışlardır. Türk İmparatorluğu Avrupa dev­letlerinden hiçbirine benzemez."Orta Asya'daki göçebe hayat tarzından kalma Türk kültür simgelerini günümüzde de görmek mümkün­dür. Çadır, at, halı ve kilim dokumacılığı o dönemler­den günümüze ait simgelerdir. Ancak daha sonraları Orta Asya'dan çeşitli bölgelere göç eden Türkler yerle­şik hayata geçerek şehirler ve devletler kurmuş ve yer­leştikleri bölgelerde pekçok sanat eserleri yapmışlar­dır. Köprüler, çeşmeler, kervansaraylar, hanlar, ha­mamlar, camiler, imaretler, medreseler gibi yüzyıllar öncesinde yapılmış eserlere günümüzde de rastlana-bilmektedir.
III. TÜRK KÜLTÜRÜNÜN GENEL ÖZELLİKLERİ
Türk kültürüçok eski ve köklü bir kültürdür. Bu kül­tür Türklerin göçüp yerleştikleri devlet kurup egemen oldukları bütün ülkeleri kapsar. Türk kültürü, Anado­lu'da geleneksel yaşamı sürdüren toplulukların yüzyıl­lar boyunca kendi dil, kültür ve beğenileriyle oluşturup yaşattıkları kültürün ortak adıdır. Bu kültür halkın duy­gu, düşünce ve beğenisiyle süzülerek günümüze gel­miş, toplum ve coğrafi koşullarla şekillenmiştir.
Türk kültürü hem göçebe hem de yerleşik özellik­ler taşır. Orta Asya'dan Anadolu'ya göç eden Türk boyları, dokuz yüzyıl önce kendilerine özgü inanışları­nı, törelerini, geleneklerini, sanatlarını da beraberlerin­de getirmişlerdir. Bunlardan bazıları aynen saklanmış bazıları da Anadolu kültüründe yeni bir oluşumla yeni­den şekillenmiştir. Türk kültürü tarih sürecinde kendi­ne miras kalan kültürleri, kendi potasında eriterek ken­di damgasını vurmuştur.Türk kültürü karasal özelliklerin etkisinde kalmıştır.Türk kültürünün ocağı olarak nitelenen Orta Asya'da karasal iklim koşullarının hüküm sürmesi nedeniyle bozkır kültürü oluşmuştur. Bu koşullarda doğal bitki örtüsünün bozkır olması göçebe hayvancılığın yaygın­laşmasını sağlamıştır. Atın adeta Türk milletinin sem­bolü hâline gelmesi de yine bu coğrafi koşulların bir sonucudur.
Türk kültürü, yayılış alanının coğrafi konumu nede­niyle birçok kültürden etkilenmiş ve bu kültürleri etkilemiştir. Anadolu coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca Asya, Avrupa, Afrika, Mısır ve Mezopotamya kültür yollarının kesiştiği bir merkez olmuştur. Orta As­ya'dan Anadolu'ya 9. yüzyıldan başlayarak gelmeye başlayan Oğuz ve Türkmen boyları, Anadolu'nun bu­günkü kültürel yapısını oluşturmağa başlamıştır. Ana­dolu'nun günümüzdeki evrensel değerler taşıyan öz­gün kültür yapısının oluşmasında Türkler ana etken ol­muştur. Anadolu pek çok küçük kültürel çevreyi ve onların kültürel yapılarını içinde barındırmıştır. Böylece Anadolu kültürü oluşmuştur.
Atatürk de Türk kültürünün özelliklerini şu sözüyle ifade etmektedir:

"Türk milleti, Asya'nın garbında ve Avrupa'nın şar­kında olmak üzere kara ve deniz sınırlarıyla ayırt edilmiş, dünyaca tanınmış, büyük bir yurtta yaşar. Türk yurdu daha çok büyüktür. Bütün Dünya'da, Asya, Avrupa, Afrika Türk atalarına yurt olmuştur. Bu hakikatler tarih vesikalarıyla malumdur. Fakat bugünkü Türk milleti, varlığı için bugünkü yurdun­dan memnundur. Çünkü Türk derin ve şanlı geçmi­şinin, büyük kudretli atalarının mukaddes mirasla­rını bu yurtta muhafaza edebileceğinden, o miras­larışimdiye kadar olduğundan daha fazla zengin-leştiriceğinden emindir."

0 yorum:

Yorum Gönder